Ana sayfa Gündem Ali Babacan: Başkanlık Sistemi’nin vaatleri sonuçsuz kaldı

Ali Babacan: Başkanlık Sistemi’nin vaatleri sonuçsuz kaldı

Yeni parti kurma hazırlığı içinde olduğu bilinen Ali Babacan, kurucusu olduğu AKP’den istifa etmesinin ardından ilk kez canlı yayına katıldı. Babacan bugün HaberTürk TV'de yayımlanan Teke Tek programında saat 21.00'da Fatih Altaylı'nın sorularını yanıtlıyor.

PAYLAŞ

Altaylı, daha önce yazdığı kuliste Ali Babacan’ın Ocak 2020’de partisinin kuruluşunu gerçekleştireceğini söylemiş, “Çok yakın tarihte bir seçim görünmediği için de partileşmek için bir aceleye gerek görmüyorlar anladığım kadarıyla” demişti.

Babacan’ın öne çıkan açıklamaları şöyle:

-Ak Parti’den ayrılmam bir gece verilmiş bir karar değil. Partinin kurucuları arasındaydım. Kuruluşta önemli prensip, değerler vardı. “Önce insan” diyorduk. İnsan haklarının ihlal edildiğini, hukukun üstünlüğünün örselendiğini söylüyor bunları düzeltmek için yola çıktık. Bu amaçla da çaba harcadık. Hukukun üstünlüğü, demokrasi, insan hakları evrensel ilkeler. Örselenmeleri bizi rahatsız etti. Düzeltmek için mücadele ettik. Üstümüzde çok önemli bir sorumluluk hissettik.

-Sayın Cumhurbaşkanımız ayrılmamı çok istemedi. Türkiye’deki problemlerin mevcut yönetimle çözülemeyeceğini görmek beni buna mecbur bıraktı. Bunu yapmasaydık büyük bir vicdan azabı duyacaktık.

-Sorumluluk sahibi olduğumuz zamanla ilgili hiçbir sorumluluktan kaçamayız. Reddi miras yapamayız. Günahıyla sevabıyla sorumlu olduğumuz dönemdir. Ama Türkiye’de parti içi demokrasi ile parti içi disiplin ciddi bir sorun. Siyasi Partiler Yasası’nda parti içi demokrasiyi işletecek mekanizmaları mecbur hale getirilmesi gerekiyor. İçeride her şey tartışılmalı, özeleştiri yapılmalı. Ama sonunda partinin bir politikası olur, onda ortaklaşılır.

-Kasım 2002’deki parti grubu gerçek bir istişare kuruluydu. Kritik konularda, zor dönemeçlerde istişare ile başarılı kararlar alındı. O müessese çalıştırılmazsa hatalar oluyor, parti için de ülke için de sonuçları iyi olmuyor.

-OHAL koşulunda, 15 Temmuz sürecinde Anayasal değişiklik oldu. “Ben bunu savunamam” dedim. Savunsam gidip “hayır”a oy verirlerdi. Ki bu başkanlık sistemi kısa süre sonra Türkiye’nin en önemli ekonomik krizi ile anıldı. Koalisyonlar kalkacak denmişti, artık seçimlerden önce ittifaklar kuruluyor. Başkanlık Sistemi’nin vaatleri sonuçsuz kaldı.

-Ekonomi programlarının iç piyasada karşılığı yok. Türkiye’ye bir öngörülebilirlik getirmekten uzak bu programlar.

-Ailemle ilgilenme imkanım oldu. Katıldığım toplantılarda insanları dinleme imkanım oldu. Bu son 4 yıl insanları dinlemek için çok iyi bir fırsat oldu. Çok önemli yeni akımlar var dünyada. Bunu bilelim ki Türkiye’nin geleceğini belirleyelim.

-(Abdullah Gül bu hareketin neresinde?) Abdullah bey Cumhurbaşkanlığında Meclis’ten gelen kanunların büyük bölümünü onayladı. Ama hazırlanma sürecinde “bu haliyle önüme getirmeyin” diyordu. Onaylama oranın fazla olmasının sebebi bu. (Partili Cumhurbaşkanı gibi mi?) Türkiye adına doğru şeylerin yapılması için. Bunun üstünden pirim de yapabilirdi. Şahsi ajandası böyle olmazdı. Abdullah Gül ile vizyonumuz aynı. Ama Cumhurbaşkanlığından ayrıldıktan sonra “Başka partiye üye olmam” demişti. Bugün kendisi çalışmalarımıza destek veriyor. Ayda 1-2 oturuyoruz. Dışarıdan bilgisi, tecrübesiyle destek veriyor. Nihai kararları biz veriyoruz. Yeni bir siyasi hareket başlatırken bu ilişkin çok şeffaf olması lazım.

-Bu ana akım bir çalışma olacak. Niş, dar gruplu bir çalışma değil, geniş kesimlerin üstünde mutabık olabileceği bir çalışma olacak. Bizim ne ittifak ne de ortak aday hedefimiz var. Çalışmalarımızı uygulamak amacımız. Bir kişinin adaylığı için parti kurulamaz. Abdullah Gül başka bir gün gelip partinin başına geçemez. Bu konuda akitleştik de başladık.

-Toplumda hala siyasi itibarını koruyan kim varsa görüşüyoruz.

–(Sadullah Ergin’in, Beşir Atalay’ın bagajını taşımak zor gelemeyecek mi?) Henüz netleşmiş isimler yok. Türkiye’nin geleceği için biraraya geliyoruz. Gençlerin, kadınların, Ak Parti’den farklı görüşlere sahip kişilerin de olması gerekiyor. Ak Partililerin ağırlıklı olduğu bir kadro olmayacak.

-Beşir Atalay, Nihat Ergün, Sadullah Ergin ile yakın çalışıyoruz. Vaktiyle de aynı kabinelerde yer aldığımız için olayların aslını biliyoruz.

-Gönlümüz geçen tarih 2019 sonuna kadar tüzel kişiliği kuracağız. Sonra teşkilatlanma aşaması olacak.

-Katkı vermek isteyen çok kişi var. Ben sadece referanslı olan 700 kişiyle görüştüm. Anadolu’da destek olmak isteyen çok kişi var.

-Önce kadro, sonra fikirler, ortak fikirler ortaya çıktıktan sonra logo ve isim belirlenecek. Mutlaka ortak akıl gerekiyor. Bir bir tek il başkanı belirlemedik. Bir kişiye bile Kuruculuk teklif etmedim.

-Biz hep pozitif gündemle, çözümle gitmek istiyoruz. Sataşma olursa cevap veririz ama kavgayı çıkarmayız. Siyasete girdiğimizden beri iş ürettik biz.

-(Davutoğlu ile neden birlikte olamadınız?) Ahmet beyle aile dostuyuz. Birbirimiz çok iyi tanırız. Siyasette neyi hedefliyoruz bu çok önemli. Yöntem ve üslup çok önemli. Biz bu işin tamamen bir kadro hareketi olmak istiyoruz, parti içi demokrasiyi çok önemsiyoruz. Ahmet bey çok önce çalışmaya başladı, biz sonra başladık.

-(Davutoğlu size teklif etti mi?) Birlikte hareket etmeyi önerdi. Ama çok daha önceden kendi merkezli bir hareket oluşturdu. İl başkanlarını belirledi. Bizimse metodumuz çok farklı. Ben birleşmeyi çok zor görüyorum. Bugün böyle olur, yarın farklı olur. Önemli olan parti içi demokrasi.